Rüyaların anlamı insanlar için her zaman gizemli bir merak konusuydu. Antik çağlardan beri insanlar rüyaları şu veya bu yöntemle yorumlayıp anlamaya çalıştı. Bu yorumlama denemelerinin bir ucunda rüyaların dışsal kaynaklardan gelip bireye göründüğü kültürel inanışlar varken, diğer ucunda ise rüyaların hiçbir anlam ifade etmeyip uyku sırasında ortaya çıkan saçma görüntüler olduğuna yönelik biyolojik kabuller vardı.
1893'ten sonra nörolojiden giderek uzaklaşıp çalışmalarını psikoloji üzerine yoğunlaştıran Freud, histeri aracılığıyla keşfettiği serbest çağrışım yöntemini rüyalara uygulayınca, bilinçdışına açılan yepyeni bir alan keşfetti: "rüyanın gizli içeriği". 24 Temmuz 1895'te tatil için gittiği Bellevue konutunda görüp analiz etmek üzere not aldığı rüya tarihe geçecekti. 1895 ile 1899 yılları arasında kendi analizini ve çalışmalarını rüyalar üzerine yoğunlaştırdı. Meyvesini 1900'de yayınladığı, psikanalizin kurucu metni olarak kabul edilen Rüyaların Yorumu kitabı ile veren bu çalışmalarda Freud'un keşfettiği, rüyalardan çok daha fazlasıydı. Wilhelm Fliess'e 12 Haziran 1900'de yazdığı mektupta şöyle diyordu, "Bir gün o evde mermer bir tablet üzerinde şu sözler yazar mı sence: 'Bu evde, 1895'in, 24 Temmuz gününde, rüyaların sırrı Dr. Sigm. Freud'a göründü.' Şu anda pek olağan görünmüyor." Freud o dönemde bu konuda pek umutlu olmasa da, 1960'larda yıkılan Bellevue konutunun bulunduğu konumda bugün o yazının yazdığı bir tablet yer alıyor: Google Haritalar.
Rüyalar, ilk bakışta kavraması zor olsa da psikanalizin en ilgi çeken alanlarından biri. Freud'un rüya analizinin merkezinde, rüyayı görenin çağrışımları yer alır. Rüyanın "görünen içeriği"ne yönelik rüyayı gören kişinin "serbest çağrışımları", rüyanın "gizli içeriği"ne götüren rüya analizinin temelini oluşturur. Bu yöntemle Freud rüya analizini, "rüya tabirleri" gibi genellenebilir "şu sembol bu anlama gelir" bakış açısının karşısında konumlandırdı. Bununla birlikte, zihnin bazı içeriklere otomatik olarak uyguladığı "sansür" mekanizmasına rağmen bilinçdışı içeriklerin "çarpıtılarak" da olsa ifade edilebilmesini sağlayan, tüm insanlığa özgü bazı sembolleri ve "utandırıcı çıplaklık rüyaları", "sevilen birinin ölmesi rüyaları" gibi birkaç "tipik rüya"yı teorisine dahil etti.
Freud'un çalışmalarında birçok kez belirttiği gibi; unutmaların ya da dil sürçmelerinin bilinçdışı bir niyet içeriyor olabileceği yüzyıllardır keşfedilmişti zaten. Politik karikatürlerden edebi eserlere kadar birçok yapıt bunun kanıtlarıyla doluydu. Freud'un rüyalar aracılığıyla keşfettiği; insan zihninin nasıl çalıştığı ve bilinçdışı ile nasıl çalışılabileceğiydi. Sonrasında da bu keşifleri —yani zihnin bilinçdışı etkinliklerini (yoğunlaşma, yer değiştirme, çarpıtma, bastırma, …)— sakarlıklar, belirtiler, şakalar, mitoloji, sanat eserleri gibi birçok zihinsel üretimi analiz ederek göstermeye devam etti. Yakından bakıldığında bu çalışmaların hepsi güncel psikanaliz için olmazsa olmaz, önemli detaylar içerse de; uzaktan bakıldığında hepsi aynı şeyi anlatıyordu: arzunun, ve dolayısıyla yasağın (ve dolayısıyla kaygının), savunma organizasyonundan geçerek sahnelenmesi, yani zihnin çalışma biçimi. Rüya da tüm bunların izini taşıyan sembolik bir ifade biçimi.
Rüyalar ve bilinçdışının işleyişi yoğun ilgi gören bir alan olsa da, Rüyaların Yorumu psikanalitik kuram ile tanışmak için çok ağır bir metin. 2 seminerlik bu çalışma, rüyaları ve rüyalar aracılığıyla bilinçdışını anlamaya yönelik hafif bir giriş niteliğinde. Alanda çalışan veya eğitim gören meslektaşlara yönelik olan programın detayları için Seminer Bilgi Formu’nu doldurabilirsiniz.
"Rüyaların yorumu, zihnin bilinçdışı etkinliklerini anlamaya giden kral yoludur [via regia]." Freud, S. (1900a), The Interpretation of Dreams, S.E. 5: 608.